8 Eylül 2012 Gecesi Kadıköy Barlar Sokağı’nda Ne Oldu?

09/09/2012

İzmir’den İstanbul’a ilk taşındığımda okul gereği Anadolu yakasında oturuyordum. Haliyle İstanbul’u da ilk Kadıköy’de öğrendim diyebilirim. Barlar sokağı olarak bilinen Kadife Sokak, İstanbul’un senelerdir değişmeyen yerlerinden biri. Mekanlar sık el değiştirmez, kitlesi hep bellidir, kimse kimseyi rahatsız etmez, herkes sakince muhabbetine bakar. Karşılaştırmam yanlış anlaşılmasın ama, Asmalı Mescit gibi bir kalabalığı olduğu için diyorum, Beyoğlu’ndaki gibi Ramazan’da mekanlar sinek avlamaz.

İstanbul’da kentsel dönüşümdü, belediyelerin yavaş yavaş AKP’ye geçmesiydi derken, haliyle böyle bir sokağın varlığını hiç değişime yanaşmadan koruyabilmesi takdire şayandı; ama anlaşılan o ki göze batmaya başlamış. Başlamış ki, öğrendiğim kadarıyla son bir haftadır her gece polis ekipleri ve belediye zabıtaları tüm sokağı boydan boya araba ve motorsikletlerle kapatıyorlarmış.

Dün gece de kendi halimizde Arkaoda’nın önünde sigaramızı içerken birden tüm sokak polis arabalarının ışıklarıyla aydınlandı. Peki gerekçeleri ne mi? Civarda bulunan tekel bayilerinden alkol alan insanların kabahatler kanunu gereği sokakta alkol tüketimlerini engellemek. Daha önceki gecelerde bazı insanları, ellerindeki alkolün fişini gösteremedikleri için karakola götürmeye çalışmışlar. Dün gece de o hengamede birden Arkaoda’nın karşısında bulunan ve her zaman geç saatlere kadar açık olan tekel bayisi kepenkleri indirmek durumunda kaldı. O kadar polisin, koruması gereken bir şehir yokmuşçasına Kadife Sokak’ta ahlak dersi vermesini ve tekel bayisini pes ettirmesini, tüm sokak olarak alkışladık; bağırarak, ıslıklarla tebrik ettik. Polis “olay çıkmaması için” yavaş yavaş arabalarıyla sokağı terk etti. Biz de arkalarından “DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ” diye yürüyerekten onları uğurladık. Başlarındaki sivil polis elleriyle herkesi iterek “sakın, sakın bir şey yapmayın” diye bağırıyordu. Polisler sonrasında yayan olarak sokağı bastılar. Bir kabahatin olmadığı zaman böyle bir durumda telaşlanmayacağını düşünüyor insan ama saat gece 1:00, sokakta bir ton insan, biri bir şişe fırlatsa, hepimizin nezarethaneye toplanacağı gerçeği de var. Haliyle görevi bizi korumak olan polis memurlarından KORKTUK ve “gitmeyin kalabalık olmamız lazım, yalnız olmadığımızı gösterelim, direnelim” diye bağıran kıza rağmen, arkadaşlarla eve geçtik.

Az önce sosyal medyada biraz araştırdım. Sanırım sosyal medyada aktif Kadife Sokak kitlesi dün gece RHCP konserinde olduğundan kimse bir şey yazmamış. (Ki başbakanımızın, “eğitim kurumunda alkol satılamaz” emri gereği artık alkol satışı olmayan Santral İstanbul’da RHCP konserini insanların alkol almadan izlemek zorunda kalmaları durumu da apayrı bir mevzu.) Dün geceye dair sadece bu aşağıdaki fotoğrafı bulabildim.

Ben sırf bu olaydan ötürü, artık barlar sokağına daha sık gideceğim; ama eminim ki birçok insan da sırf huzuru bozulmasın diye gitmeyecek. Şöyle düşünün, canınız limonata içmek istedi ve bir restorana girip limonata sipariş ettiniz. Sigara içmek için ya da telefonla konuşmak için limonatanız elinizde sokağa çıkıyorsunuz ve sokakta limonata içmek yasak. Yasağını geçtim, sokak aksiyon filmlerinden bir sahne gibi polis kuvvetleri, ışıklarıyla dolu. Bir polis memuru size “limonatanızın fişi var mı?” diye soruyor. Gösteremediğiniz için tutuklanıyorsunuz. Kim bu riski almak ister ki? Karakolda olacaklar belli. Tabi ki alkol ve limonata bir değil; ama gözümde limonata içen bir insana yapılan taciz ile alkol tüketen bir insana yapılan bu tarz bir taciz arasında hiçbir fark yok. Bu kontrol kisvesi altındaki baskın, alkol geliriyle kendini çeviren bir sokağı bitirmek için yapılan bir müdahaleden başka bir şey değil.

Açıkçası sosyal medyada “Atamizindeyiz” klişeleriyle yazan insanların bunu sadece taraf belirtmek ve laf kalabalığı şovuyla kendine pay çıkartmak amaçlı yaptığını düşünmüşümdür hep. Hatta haklarımızı bize bahşettiği için Ata’ya methiyeler düzerek, laikler ve dinciler diye iki taraf yaratıp bu hükümetin ekmeğine yağ sürmek yerine, haklarımızı ve onları nasıl savunacağımızı öğrenmemiz gerektiğini düşünmüşümdür. Ama gözlerimle gördüğüm, artık bu ülkede ne yapsam barınamayacağımı, mantalitenin hızla değiştiği ve kendi vatanımda azınlık olduğumu anladığım bu olayı paylaşabildiğimce paylaşmak istedim. Benim de son damlam buymuş demek.

Hepimize kolay gelsin; çünkü anlıyorum ki ben ve benim gibiler ya direnek kazanacağız ya da özgürlüklerimizi bir bir kaybederek kaçmak durumunda kalacağız bu ülkeden.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s