AKP içerisindeki oligarşi ifşa oldu!

16/12/2013

11 yıllık AKP hükümeti, bilhassa son 6 ayda ardı ardına aldığı darbelerle sendelerken, kendi tarihinde bir ilk ile bakanlarından fire veriyor. Demokrasinin gerçekten işlediği ülkelerde, herhangi bir yolsuzluğun iddiası dahi ortaya atıldığında, bu yolsuzluğa adı bir şekilde karışan devlet görevlileri, bu iddia ortaya atılır atılmaz istifa ederler. Bizim sözde demokratik Muz Cumhuriyetimizde ise bu istifaların gerçekleşebilmesi için önce Başbakan’ın durumu gözden geçirmesi gerekiyordu tabi ki.

Yolsuzluk operasyonu sonrası hükümetten resmi bir açıklama gelmemesi bir yana, Başbakan’ın gündemi oyalayan “dış mihraklar” suçlamalarına şahit olduk. Üstüne üstlük bir de Pakistan’a gidip gelmesini bekledik. Elinde çekirdekle mahalle kavgası izler gibi, Başbakan’ın Pakistan ziyaretindeki takkeli fotoğraflarıyla, Fethullah Gülen’in beddua videolarının farklı versiyonlarıyla oyalanaduralım, bu süre zarfında 135 emniyet müdürü ve 400’e yakın polis usulsüzce görevlerinden alındı, operasyon soruşturmasına 2 savcı eklendi ve gece yarısı baskınıyla Adli Kolluk Yönetmeliği değiştirildi. Kısacası hükümet operasyonu etkisiz hale getirmek için gerekli hamleleri yaptı, bir de üzerine operasyonun bir sonraki adımları için önlemini almış oldu.

1 haftalık bekleme sürecinde gündeme yansımayan kim bilir başka neler oldu. Her ne kadar son yıllarda hükümette Avrupa Birliği’ne girmektense, Orta Doğu liderliğini sağlama politikası güdülüyor olsa da, salı günü Avrupa Birliği’nin Ankara’yı “kuvvetler ayrılığı”nı güvenceye almaları gerektiği konusunda uyardığını da es geçmemek gerekiyor. Velhasıl, uzun bekleyiş sonucunda olması gereken oldu ve kabinede revizyona gidildi. Bu durumun şaşırtıcı olan tek kısmı, AKP hükümetinin kibrinden ödün verip, geri adım atma cesaretini göstermesi tabi ki de.

Bu istifa sürecinin en heyecanlı kısmı ise Erdoğan Bayraktar’ın canlı yayında yaptığı açıklama. Başbakan’ın kendisine “rüşvet ve yolsuzluk ifadelerinin bulunduğu bir operasyon sebebiyle istifa ediniz ve beni rahatlatacak deklarasyonu yayınlayınız” emrini açıklayan Erdoğan Bayraktar, okul çıkışı kavgasında büyük abisini arkasında göremeyince, onu da ele vermek isteyen çocuk gibi “soruşturma dosyasında var olan ve onaylanan imar planlarının büyük bir bölüm Sayın Başbakan’ın talimatıyla yapıldı” açıklamasını yaparak Başbakan’ı da istifaya davet etti. Aynı zamanda eski İçişleri Bakanı, AKP Milletvekili İdris Naim Şahin de istifa ederken, “Hükümet etmede, niyetlerinden emin olunmayan dar bir oligarşik kadronun yönlendirme ve etkinliğinin tercih edildiği anlaşılmaktadır” ifadesine yer vererek hükümeti oligarşik bir yapının yönlendirdiğini ifşa etti.

İstifa eden veya görevinden alınan bakanların yerine getirilen bakanlardan tabi ki de medet ummuyoruz. Zira Gezi olayları sırasında CNN International’dan Christiane Amanpour’a verdiği başarısız röportaj ile aklımıza kazınan Mevlüt Çavuşoğlu’dan bir Avrupa Birliği Bakanı’nda olması gereken iletişim başarısını beklemek; ya da yolsuzluk soruşturmasındaki savcılar hakkında suç duyurusunda bulunan Bekir Bozdağ’dan bir Adalet Bakanı’nda olması gereken adalet anlayışını beklemek yersiz olur.

Ayrıca Başbakan’dan istifa beklemek, gündemde yer alan en gerçek dışı beklenti diye düşünüyorum. 11 yıllık iktidarı, egosal bir meseleye dönüştürmüş olan Erdoğan, ne kadar darbe alırsa alsın koltuk sevdasından vazgeçmesine olanak yok. Vazgeçse bile Anayasa gereği bu istifayı Cumhurbaşkanı’nın kabul etmesi gerekir. Arada “gerçekten de hayret etmek” dışında başka hangi vasfı olduğu konusunda şüphelere sahip olduğum Abdullah Gül’ün bu istifayı kabul etmesi pek olası değil. Yerel seçimlere bu kadar az zaman kalmışken herhangi bir güvenoyu yoklamasına gidilmesi de hükümet tarafından kesinlikle engellenir.

Haliyle bu süreçte umut verici tek kısım AKP’nin kendi içinde yaşadığı bölünmedir. İstifa eden siyasilerin yaptıkları açıklamalardan anlayacağımız üzere AKP içerisinde parti içinde parti olduğun ifşa olmuştur. Büyük yemden pay alamayan küçük balıkların, büyük balıkların iktidarında olan paralel partiye isyanında verilecek fireler, ortaya dökülecek kirli çamaşırlar, önümüzdeki günlerde gündemimizi oldukça meşgul edeceğe benziyor.

Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nin yolsuzluğa karşı ceza hukuku sözleşmesini de imzalamış olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bürokratik güçler arasındaki savaş, hükümet içinde hükümet derken bu yolsuzluğun soruşturması her ne kadar usulsüzce karartılmaya çalışılsa da,  bu soruşturma Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu (GRECO) tarafından araştırılacaktır. Haliyle ortada batacak bir gemi var, gemi batarken de kaçan farelerin itiraflarıyla daha kim bilir neler öğreneceğiz.

(Bu yazı aynı zamanda Radikal Blog‘da yayınlanmıştır.)

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s