Mısır Silahlı Kuvvetler Yüksek Konseyi Nedir, Darbenin Olası Sonuçları Neler Olabilir?

04/07/2013

Mısır’da şu an yaşanmakta olan darbenin sevinilecek veya kutlanacak bir yanı olmadığını düşünüyorum. Nedenini size iyice anlatabilmek için, biraz araştırma yaptım ve size Mısır Silahlı Kuvvetleri Yüksek Konseyi’nden, elimden geldiğince kısa bir şekilde ve kaynağı olan bilgilerle birlikte bahsetmeye karar verdim.

“Mısır Silahlı Kuvvetleri Yüksek Konseyi” 2011 Mısır Devrimi sırasında, Mısır Silahlı Kuvvetleri tarafından, siyasi geçişi sağlamak ve siyasi yapı kurulana kadar ülkeyi yönetmek adına kuruldu. Hatta konseyin 9 Şubat 2011’de gerçekleştirilen ilk toplantısı Hüsnü Mübarek’in de katılımıyla gerçekleştirildi. Fakat konseyin ertesi gün yaptığı toplantıda Mübarek yoktu ve 11 Şubat 2011’de, Mübarek’in istifasından sonra, Konsey yönetimi devraldı.

Bu askeri cuntanın yönetim kurulu ise, Mübarek döneminde Savunma Bakanı olan Muhammed Hüseyin Tantavi ve yine Mübarek döneminde görev yapmış olan kıdemli askerlerden oluşturuldu. Konsey, Mübarek’in istifasından hemen sonra, “ülkenin özgürlüğü ve güvenliği için canlarını feda eden şehitleri” desteklediğini açıkladığı gibi aynı zamanda Mübarek’e yönetim sırasındaki istikrarından ötürü teşekkür etti. 12 Şubat 2011’de konsey bir açıklama daha yaptı; bu iktidar geçişinin, halk tarafından yapılacak demokratik bir seçimle sivil bir hükümetin seçimine doğru sağlanacağı sözünü verdi. Konsey aynı zamanda, daha özgür ve adil bir başkanlık seçimini sağlanacağını belirtti. Yaklaşık 30 yıldır devam etmekte olan ve hükümete istediği kişiyi, istediği zaman, istediği kadar, neden belirtmeden ve mahkemesiz hapiste tutma hakkı gibi haklar tanıyan, olağanüstü hal kanunlarını da kaldıracaklarını belirtti. Konsey yönetimi devraldıktan sonra ilk olarak Mısır Meclisi’ni dağıttı. Sonrasında Mısır Anayasasını kaldırdı ve 6 ay içerisinde özgür ve açık bir başkanlık seçimi ve meclis seçimi olacağının sözünü verdi.

7 Ağustos 2011’de Tantavi konseye 15 yeni yöneticiyi kabul etti; fakat bu yöneticilerin hiçbiri seçim aracılığıyla bu mertebeye gelmediği gibi, çoğu askeri kimliği olan ve eski rejimde aktif görev almış kişilerdi ve hiçbiri genç, kadın veya gayri-müslüm değildir. Kısacası azınlığı temsil eden kimse konseye yönetici olarak seçilmedi.

Konseyin yönetimde aktif bulunduğu dönemde, kapalı mahkemelerde 16000 (yazıyla on altı bin) kişi yargılandı, bunların çoğu blog yazarı, gazeteci ve darbe karşıtı eylemlere katılan protestoculardı.

Mart 2011’de askeri yönetime karşı oturma eylemi yapan eylemciler tutuklandı ve Mısır Müzesi’nde işkenceye maruz kaldılar. Eylemcilerden 7 kadın eylemciye zorla bekaret testi uygulandığı açıklandı.

Ekim 2011’de Mısır’da bir Klise’nin yakılmasını protesto etmek isteyen Kıpti’er (Mısır’da azınlık oldukları söylense de, 7 milyon kadar Kıpti yaşamaktadır) Kahire’deki Radyo Televizyon Kurulu binasının önünde toplandılar ve ordu ile aralarında büyük çatışma yaşandı. 20’nin üzerinde Kıpti askerler tarafından katledildi. 200’ün üzerinde eylemci de yaralandı. Ulusal kanal bu çatışmayı “Kıptiler orduya saldırdı, orduya destek bekliyoruz” şeklinde duyurdu ve bunun üzerine silahlı siviller orduya katılıp ve katliama destek oldular. Daha sonrasında ordu yaşanan olaydaki şiddetin sorumlusu olmadığını, askerlerin silah taşımadığını hatta 3 askerinin de öldürüldüğünü açıkladı. Bu açıklamanın ardından, yabancı basında askeri araçların protestocuları ezdiğini gösteren bir video ile ordunun açıklamasının tersi kanıtlandı. (Özellikle bu paragrafta yaşanan olaya birçoğumuzun artık çok aşina olduğunu tahmin ediyorum.) Kasım 2011’de, Kahire caddelerinde polis ve askerler tam 6 (yazıyla altı) gün boyunca eylemcilere saldırdılar. Toplamda 46 kişi öldü, binlerce kişi yaralandı ve çoğu kişi kör oldu.

Tüm bu olanlara rağmen, Ekim 2011’de yapılan anket sonuçları, Mısır halkının %91.7’sinin Konseyin demokratik bir seçim düzeni getireceğine inandığını belirtmiştir; ama halkın sadece %40,6’sı Konsey’in yönetim biçimini onayladığını belirtmiştir. Kısacası, halkın yarısı Konsey’in yönetim biçimini desteklemiyor olsa bile, demokratik ve özgür bir seçim ihtimalini o kadar istemektedir ki, Konsey’in bunu sağlayabileceğine inanmaya devam etmek istemişlerdir.

16 Haziran 2012’deyse, Muhammed Mursi’nin yönetime geçmesinden hemen sonra, Konsey yeni bir anayasa hazırlama, dokunulmazlık hakkı ve milli bütçe kontrolüne sahip olma gibi hakları sağlayan bir yasanın geçmesini sağlamıştır.

12 Ağustos 2012’de Mursi, Tantavi’yi emekli etmiş, yerine de Abdulfettah Sisi’yi Savunma Bakanı (ve haliyle) konsey başkanı olarak atamıştır. (Tantavi’nin görevinden alınmasından sonra Tahrir Meydan’ından binlerce kişi toplanıp kutlama yapmıştır.)

3 Temmuz 2013’de, yani dün, Mursi’ye karşı darbe ilan eden ordunun başında, tam bir sene önce Mursi’nin kendisi tarafından göreve atanmış olan Sisi vardır.

2 sene öncesinin Mısır tarihi tekerrür etmektedir. Mısır günümüzde, Arap Dünyası’nın ve Afrika’nın en büyük ordusuna sahiptir (yaklaşık 1.5 milyon askeriyle). Ordunun yıllardır ABD’den aldığı desteği desteği de unutmamak gerekir. Böyle kuvvetli bir orduyla, bu coğrafyada ülke yöneten hiçbir liderin de baş edebileceğini sanmıyorum. Ayrıca kanımca ordu, zaten zayıflamış olan bir iktidarı halk tek başına devirebilecekken, kendini ortaya koyarak durumdan kendine rol kapmaya çalışmaktadır.

Darbeye sevinen Mısır halkı, özellikle olağanüstü hal kanunları doğrultusunda senelerce zulüm gördükleri için, ordunun zulmünü daha tahammül edilebilir buluyor olabilirler, ya da bu sefer bazı şeylerin değişeceğine inanıyor olabilirler, bilemiyorum.

Bizim bile Türkiye’de bir aydır sürmekte olan direnişimize baktığım zaman, çok sıklıkla, bir kurtarıcı aradığımızı fark ettim. Atatürk geri gelsin, darbe olsun, Sırrı Süreyya Cumhurbaşkanı olsun, Şafak Pavey Başbakan olsun, gibi daha birçok türevini üretebileceğim söylemlere şahit oldum. 31 Mayıs gecesi, Harbiye Ordu Evi’nin önündeyken “asker uyuma ışıkları aç kapa” sloganları atan insanlarla da direndim, 11 Haziran gecesi Taksim Meydanı’nda barikatların önünde polisin attığı gaz fişeklerini geri fırlatan BDP’lilerle de direndim, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyenlerle de direndim, “velev ki ibneyiz” diyenlerle de… Fark ediyorum ki, direnişe katılım gösteren herkesin siyasi ideolojisi birbirinden ayrılıyor. Bu noktada “tek bir lider” ve “tek bir ideolojik görüş” altına sığınmak yerine, herkesin sesini yansıtabilecek birçok liderin ortak bir çatı altında toplanmasını hayal ediyorum ben. Sırrı Süreyya Önder ile İhsan Eliaçık’ın yan yana oturabileceği bir meclis hayal ediyorum. Bu direnişin siyasi bir oluşuma girmesini, bu oluşuma gireyim derken “benim ideolojimi savunanlarla ben birlik olayım, başka ideolojiler gelmesin” mantığıyla kuvvet kazanmamasını hayal ediyorum. 68 Fransa ayaklanmalarında bile toplamda 401 tane Sivil Toplum Kuruluşu kurulmuş. Bu direnişimizin meyvelerini farklı STKların oluşması; ama bu oluşan STKların hep birlikte hareket edebilmesi şeklinde görmek istiyorum.

Çok mu hayalperestim? Bilemiyorum.. Mısır’da yaşanan olaylar ile Türkiye’de yaşanan olaylar, kültürel, coğrafi, siyasi ve daha sayamayacağım birçok açıdan birbirlerinden ayrışıyor. Bir benzetme yaptığım düşünülmesin. Fakat direniş sırasında yaşanan psikoloji benzer ve direnişin sürdürülebilmesi açısından siyasi bir değişimin yaşanması şart. Bu noktada dünya siyaset tarihindeki birçok ayaklanma veya devrimden ders almamız gerektiğine inanıyorum.

Son olarak da şunu belirtmek istiyorum, çözüme giden yolda bilmek gerekir ki, darbenin uzun vadede oluşturacağı zararlar kaçınılmazdır; tek bir liderin önderliği diktatörlüktür; demokrasi oy çoğunluğu demek değil, oy çeşitliği demektir. Çok uzun bir sürecin içine girmiş bulunmaktayız, ideolojinizi savunurken, direnişe nasıl başladığımızı unutmayın lütfen, biz sadece kendimiz için değil, herkes için özgürlük isteyen çocuklardık.

(Not: Ekim 2011’de askerin eylemcilere saldırı videosu)

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s