CHP, HDP’yi kucaklamaya hazır mı?

11/08/2014

“Kazanan” tarafın kim olacağının çok önceden belli olduğu bir seçimi daha geride bıraktık. AKP’nin seçim öncesi anketler aracılığıyla yapmış olduğu algı yönetimini ve muhtemelen geçen seçimlerde olduğu gibi yapılan seçim hilelerini bir kenara bırakacak olursak, 77 milyon nüfusu bulunan Türkiye’den resmi (!) sonuçlara göre Erdoğan için 21 milyona yakın oy çıktı. Toplam 55 milyon kayıtlı seçmene oranla bakarsak bile %50’yi temsil etmiyor ya, hadi yine de %50 ile milli irade kazandı diyelim.

“Milli irade” kendi yarışını kazanadursun, benim gözümde bu seçimin tek bir kazananı var o da %10’a yaklaşan oy oranıyla Selahattin Demirtaş. Batı illerinde geçtiğimiz yerel seçimlere oranla oyunu ikiye katlayan HDP’nin bu başarısı gerçekten takdir edilesi. 10 ayda bu başarıya ulaşan bir parti, önümüzdeki yıl gerçekleşecek olan genel seçimler için kim bilir kitlesini daha ne kadar büyütecek.

Seçim öncesi, AKP’nin devlet bütçesinden destekli seçim kampanyasına karşı, HDP’nin bütçesi dar ve daha çok parti mensuplarının ve sempatizanlarının emeğinin desteğiyle gerçekleştirdiği seçim kampanyası kanımca oldukça başarılıydı. Gezi ile birlikte yıkılan “Kürt önyargısıyla”, yerel seçimlerde yaşanan “basgeç” fiyaskosunun da bu seçim kampanyasına gelen desteği arttırdığını söyleyebiliriz. Türkiye’de oy vermiş her 10 insandan 1’i, HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş’a oy vererek HDP’nin artık sadece bir Kürt partisinden ibaret görülmediğini kanıtladılar. Gezi’yle birlikte dillendirilen tüm ilkeleri savunan bir parti doğdu, çalıştı, büyüdü ve bu seçimde de azınlıkların artık çoğunluk olarak hissettiği bir sonuçla karşı karşıyayız. Ve bu sonuç yaklaşık 10 ay kadar sonra gerçekleşecek olan genel seçimler için umut verici.

Her seçimin kendi içinde farklı ehemmiyetleri olmasına rağmen, şahsen en mühim olan seçimin genel seçimler olduğu kanaatindeyim. 550 sandalyeli bir mecliste, tüm ülke vatandaşlarının yaşam koşullarını belirleyen yasalar tartışılıyor, ancak %10’luk baraj sebebiyle azınlıkların sesi mecliste yer alamıyor. MHP birçok muhafazakâr yasa tasarısında AKP ile koalisyonda yer alıyor, CHP ile MHP’nin muhalefeti ancak geçen Temmuz ayında olduğu gibi AKP’li vekillerin Teravih namazına gitmesi sonucu mecliste çoğunluk sağlandığında başarıya ulaşabiliyor. BDP’nin ise hiçbir önergesi ciddiyete dahi alınmıyor. Gezi’nin tüm ilkelerini savunabilen kaç vekil var mecliste? Ve bu meclis güya tüm halkı temsil ediyor.

Çoğulcu ve katılımcı demokrasiden bahsediyoruz aylardır, ilkelerimiz var ve uygulanmasını istiyoruz. Merkeziyetçilikten uzak, lidercilikten medet ummayan, gücü halk ile paylaşan bir sistemi arzuluyoruz. Fakat bunun için ne yapıyoruz?

Kanımca bu seçimin esas kaybedeni,  sürekli MHP tabanından medet uman CHP oldu. MHP tabanının oylarının AKP’ye kaymasıyla, CHP oyları “güzel böldü” esasında. Hem yerel seçimlerde, hem de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP, CHP’ye koalisyon önerisinde bulunduğunda, kendi tabanından oy kaybetme kaygısıyla bundan kaçınan CHP, bu seçimlerde yaşadığı oy kaybıyla bazı şeylerin farkına varabilir belki diye umut ediyorum. Medet umduğu MHP tabanı AKP’ye kayarken, güvendiği genç taban da HDP’ye kaydı. CHP’nin elinde kalan oyların çoğu da “bu parti hiçbir iş beceremiyor ama ana muhalefet diye oy veriyorum” diyen bir kitle.

CHP’nin Deniz Baykal dönemiyle sağa kayma başlangıcı, Kemal Kılıçdaroğlu döneminde iyice netleşti, bunu zaten gözlemleyebiliyoruz. Ancak ülkenin ekseni bu kadar sağa kaymışken, CHP’nin biraz daha solu kucaklamak için adım atması ve AKP’nin sağcı kitlesi yerine daha liberter kitlesine hitap etmeye çalışması daha mantıklı olmaz mı? Her ne kadar liberalizm, ekonomik anlamda sosyalizmden oldukça uzakta dursa da, AKP’nin liberter kitlesinin savunduğu demokratik özgürlükler bilhassa azınlık hakları üzerinden işliyor. HDP’nin de bu alanda ne kadar azimli bir savunucu olduğunu belirtmek gereksiz olur herhalde..

Umarım aklıselim sahibi CHP vekilleri, MHP’den ayrışıp HDP’ye yaklaşma vaktinin geldiğini görebilirler artık. Genel seçimler için bu adımın şart olduğunu düşünüyorum. Bu adım ile hem CHP, ağır Kemalist ve milliyetçi Türk kitlesinden sıyrılacak, hem de HDP ayrılıkçı ve milliyetçi Kürt kitlesiyle arasındaki mesafeyi netleştirecektir.

Son iki seçimdir CHP ile koalisyona girme çabası olan HDP’nin aynı çabayı önümüzdeki seçimlerde de gösterip göstermeyeceği meçhul; ancak CHP’nin çözüm sürecine bakışına rağmen, HDP’nin uzun süredir CHP’ye yakınlaşma çabası, bu olasılığın yüksek olduğunu gösteriyor. Bu seçimlerde HDP’nin tek başına kazandığı başarıyı, genel seçimlerde bir ortaklıkla büyütmek istemesi de olası duruyor. Bu anlamda CHP’li Sezgin Tanrıkulu, Melda Onur gibi vekillerin öncü olarak bu birleşimi desteklemesi güzel bir başlangıç olur diye düşünüyorum.

Her ne olursa olsun, bu seçimlerde HDP’nin başarısı Türkiye siyasi tarihinde bir değişimin başladığının göstergesi, bu başarının genel seçimlere öyle ya da böyle yansıyacak olduğunu bilmek ise umut verici. Bir padişahın korku imparatorluğunda çaresizce debelenmek yerine, birlik olmayı tercih ederek HDP’yi bugünkü oy oranına getiren herkesi, inancı ve emeğinden ötürü ayrı ayrı tebrik ediyorum. Güzel ve güneşli yarınlar için, Yeni Yaşam Çağrısı hepimize umut ışığı oldu. Bu ışığı CHP’nin de takip edebilmesi dileğiyle..

(Bu yazı aynı zamanda Radikal Blog‘da yayınlanmıştır.)

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s