İktidarın Rabia’sı nerede?

09/04/2014

Rabia işareti neydi? Sanırım hatırlatmakta fayda var; çünkü bir kesim demokratik hak savunucusu Rabia destekçisi bunun ne olduğunu unutmuş durumda.

Rabia Arapça’da dördüncü demek. Ancak bu işaret kökenini, 2 Temmuz 2013 Mısır Darbesi sonrası, iktidardan alınan Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin destekçilerinden alıyor. Darbe sonrası halk Mursi destekçisi olsun ya da olmasın eylemlere devam etmişti. Fakat Kahire’de Rabiatul Adeviyye Meydanı’nda toplananlar kendilerini Tahrir meydanında toplananlardan ayırdıklarını dile getirerek “biz Mursi’yi destekliyoruz;  Tahrir meydanındakiler barış işareti yapıyorlar, biz ise onlardan farklı olduğumuzu gösteriyor ve dördüncü (Rabia) işareti yapıyoruz; darbeye karşı geliyoruz” diyorlardı. Bu destekçilerin büyük çoğunluğu, haliyle Müslüman Kardeşler’in de destekçileriydi; çünkü Mursi iktidarı sırasında Müslüman Kardeşler yönetime oldukça müdahildi zaten.

Mısır Ordusu’nun Rabiatul Adeviyye meydanına ilk saldırısı 26 Temmuz gecesi gerçekleşti.  Meydandaki darbe karşıtlarından yüzlerce kişi öldü, binlerce kişi yaralandı. Ordu saldırısı devam ettikçe de, ölenlerin, yaralananların ve tutuklananların sayısı arttı.

Türkiye’de iktidarın Mısır olaylarına tepkisi ise, hemen darbe sonrası başlamıştı zaten. Erdoğan Mısır’daki olaylardan bahsederken, Gezi eylemlerine bir darbe girişimi olarak gönderme yaparak, darbe karşıtlığını dile getirdi hep. Mursi ile kendini özdeşleştirerek, bir liderin darbe yoluyla iktidarı kaybetmesinin demokratik olmadığını vurguluyordu. Erdoğan, 17 Ağustos 2013 günü Bursa’da yaptığı bir konuşmada Rabia işareti yaparak, darbe karşıtı Mursi destekçilerini desteklediğini gösterdi.  21 Ağustos 2013 günü ise Erdoğan’ın Müslüman Kardeşler liderlerinden Muhammed El Biltacı’nın 17 yaşındaki kızı Esma’nın ölüm haberini okurken ağladığını öğrendik. Erdoğan’dan ard arda gelen bu gündem belirleyici destek politikası ile Rabia, Türkiye’deki iktidar destekçileri tarafından hızlıca bir sembol haline geldi. Sosyal medya platformlarında değişen fotoğraflar, Rabia’yı destekleyen mesajlar yayıldı. Kendi ülkesindeki eylemler hakkında “bunlar demokratik eylem değildir” diyenler, Rabiatul Adeviyye meydanındaki demokratik eylemlerin bir numaralı savunucusu oldular.

Bugün ise Mısır’da durum farklı. 24 Mart 2014’de ordunun Rabiatul Adeviyye meydanına yaptığı saldırılar sonucunda tutuklanmış olan Müslüman Kardeşler destekçisi 528 kişinin idam kararı çıktı. Bu 528 sanıktan birçoğu mahkeme karşısına çıkartılmadı bile, hâkim savunma makamının tanıkların sorgulamasına izin vermedi, deliller gözden geçirilmedi, son duruşmada savunma avukatlarının mahkemeye gelmeleri bile yasaklandı.  Bugün Mısır’da 528 kişi, 28 Nisan’da hâkimin kendi hayatları hakkında verecek olduğu son kararını bekliyor. İdam mı edilecekler? Yoksa yaşayacaklar mı?

Evet, bugün 9 Nisan 2014. Başbakan Erdoğan’dan konu hakkında hâlâ hiçbir açıklama yok. Dün TBMM’nin 73. Birleşiminde hem CHP İstanbul milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi hem de MHP İzmir milletvekili Oktay Vural, Mısır’da verilmiş olan idam cezasına karşı TBMM olarak bir duruş sergilenmesi gerektiğini ve bu duruşun Mısır Parlamentosu’na iletilmesi gerektiğini dile getirdiler. Ancak AKP safhasından bu konuda bir adım atmak için ses çıkmadı. Neden? Çünkü lider Erdoğan’ın bu konudaki duruşuna göre açıklama yapmayı beklemekteler.

Başta Amerika Birleşik Devletleri ve İsviçre olmak üzere birçok hükümetten Mısır’daki idam kararına karşı kınama ve hatta gelecekteki maddi yardımı kesme uyarısı gelmiş iken, Türkiye hükümetindeki bu sessizlik nedendir? Seçim öncesi meydanlarda Rabia işareti yapan, Esma için gözyaşı döken Erdoğan’ın iki haftayı aşkın süredir konu hakkında tek bir açıklama bile yapmamış olması nedendir?

Bu idamlar üzerinden siyaset yapmayın, Müslüman Kardeşlerimiz katlediliyor diyenler var. Bu insanlara da ayrı bir sorum var: hadi bu idamların siyasi kararlar olduğunu geçiyorum; Erdoğan seçim meydanlarında kendini Mursi ile özdeşleştirerek, dört parmağını kaldırarak gözyaşı döktüğünde neredeydiniz acaba?

Mısır’da idam edilecek olan 528 kişinin, savunduğu siyasi görüş, dini, ırkı veya dili kimseyi ilgilendirmez. Son zamanların en acımasız infaz kararıdır bu! Bu konuda sessiz kalan kesimin, başka özgürlükleri savunurkenki samimiyeti ise, sorgulanmaya açık. Tabi sorgulamak veya sorgulanmak işlerine gelirse.

(Bu yazı aynı zamanda Radikal Blog’da yayınlanmıştır.)

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s