Bebekler de ‘terörist’ doğabilirler mi?

22/01/2015

Geçen gece işten eve geldiğimde haftalık posta kutusu kontrolümü yaptım. Banka mektupları ve reklam broşürleri arasından sarı bir zarf ilişti gözüme. Bakırköy Kadın Hapishanesi – Zeynep Bakır. Ellerim titrerken zarfı incelemeye çalıştım. Sarışın kıvırcık saçlı bir çocuk el sallıyordu bana zarfın üzerinden. Poyraz Ali’ydi o. Görür görmez tanıdım. Zarfın arkasında ise rengârenk bir uçurtma vardı.

Geçen ay Zeynep’in hikâyesini okuduktan sonra, ona bir kart göndermiştim; üzerinde elinde bir bagetle Paris sokaklarında koşan bir erkek çocuğu vardı. Poyraz Ali’nin de bir gün o çocuk gibi özgürce sokaklarda koşabilmesini dilediğimi yazmıştım ona. Basit bir kart, birkaç satır, sevgi ve dayanışma… Cevap yazabileceğini düşünmemiştim bile.

Daireme nasıl çıktım bilmiyorum. Elimdeki torbaları yere atıp, bir sigara yakıp zarfı açtım. Gözlerimden yaşlar aka aka okumaya başladım Zeynep’in yazdıklarını.

GÖRÜLMÜŞTÜR! Mektubun üzerindeki kocaman T.C. ADALET BAKANLIĞI – Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Mektup Okuma Komisyonu damgasında böyle yazıyordu. Sosyal medyada bir paylaşım yaparken bile görünürlük ayarlarını kendimiz ayarlama lüksüne sahiptik biz. Zeynep ise oğlunun oyuncaklarına kadar kontrol edilen, yaşamının her anı gözetlenen ve denetlenen bir kadındı artık.

Neden Zeynep’in özgürlüğü alınmıştı elinden? Ne yapmıştı da Zeynep’i terörist, engelli oğlunu da terörist bebeği olarak mahkûm etmişlerdi?

Zeynep Trabzon’da yaşayan bir insan hakları aktivistiydi. İçerisinde yaşadığımız eşitlik yoksunu siteme karşı sesini çıkartıyordu. 2006 yılında, arkadaşlarıyla beraber, tamamen yasal olan Karadeniz’in Özgür Sesi gazetesini yayınlamaya başlamışlardı. Çıkardıkları gazete, yasal olarak katıldığı eylemler, yaptığı basın açıklamaları, slogan atması, pankart açması gibi sebepleri bahane göstermiş ve Zeynep’i terör örgütüne üye olmakla yargılamışlardı. Ecevit döneminin meşru katliamı olan, 30 siyasi mahkûmu diri diri yaktıkları “Hayata Dönüş Operasyonu”nu protesto etti diye, “suçluyu ve suçu” övmekten yargılamışlardı onu.

Yargılama sürecinde Zeynep eşinden hamile kaldı. Ne var ki? Bir insan hakları aktivisti aile kurmak isteyemez miydi? Asıl Zeynep gibi insanlar bu dünyaya bir çocuk getirmeliydi zaten! Zeynep’i, 2 yaşındaki oğlu Poyraz Ali’yi tetkikler için hastaneye götürürken, birilerini öldürdü, birilerine şiddet uyguladı diye değil; sırf bu sisteme karşı sesini çıkardığı için tutukladılar. Ana akım medyada “Samsun’da terör örgütü üyesi Zeynep Bakır (33) tutuklanarak cezaevine sevk edildi” haberleri yer aldı. Zeynep Samsun Hapishanesi’nde tek başına bir hücreye kondu. Yasak olduğu için oğlunu yanına alamadı. Masrafları kendi karşılayarak önce Gebze’ye, oradan da Bakırköy Kadın Cezaevi’ne aktarıldı.

Poyraz Ali şu an 3 yaşında. Annesi ile birlikte Bakırköy Kadın Cezaevi’nde tutsak. 10 ay önce kendisine atipik otizm teşhisi kondu. Gelişimi için annesiyle kalması gerekiyor ve babasını ayda bir kere görebiliyor sadece. Herhangi bir özel eğitim uzmanının olmadığı hapishane kreşine giderken bile annesinin eşlik etmesi yasakken, eğitimi için gerekli materyaller annesine verilmiyor.

Atipik otizmin ne olduğunu biliyor musunuz? Psikoloji lisansım ve çocuklarla çalışma deneyimimin bana bahşettiği yetki ile belirtmek isterim ki, bir çocuk direkt olarak otizm ile teşhis edilemez. Otizm bir spektrum içinde yer alır ve atipik otizmde, otizmin tüm emarelerini bulunmaz. Birçok gelişimsel bozukluk belirtisini bir arada barındırırken, erken tespit ve yoğun tedavi ile bu çocuklar toplum içerisine destek ile dâhil olabilirler.

Destek? Özel eğitim? Tedavi? Poyraz Ali bunları parmaklıklar arasında ne kadar alabilir? Siz hiç otizm spektrumda bir çocukla iletişim kurdunuz mu? Kurabildiniz mi daha doğrusu? Bilir misiniz “yabancı” korkularını? Alışkanlıkları dışında ilerleyen her şeye verdikleri tepkilerini, krizlerini? Poyraz Ali bu eğitimlere zırhlı araçlar ve askerler eşliğinde gidiyor, annesinden her ayrılışında ayrı bir travma sürecinden geçiyor. Gelişimsel geriliği olmayan bir çocuğun bile hapishane ortamında yetişmemesi gerekirken, Poyraz Ali’nin gelişimsel geriliği var ve annesiyle beraber mahkûm olduğu için kaybettiği her günde eğitiminden biraz daha geri kalıyor, tamir edilemez bir hasar alıyor.

Zeynep’in çok basit ve anlaşılabilir bir talebi var: kendisi de dâhil olmak üzere bu durumda olan tüm kadın mahkûmlar için denetimli serbestlik istiyor ki bu durumda olan çocuklar hem anneleri hem de babaları yanlarındayken, doğal koşullar içerisinde eğitim görebilsinler.

Bana yazdığı mektupta: “Kabullenmeyeceğim ona bunun yapılmasını, elimden ne gelirse yapacağım. Lütfen siz de kabullenmeyin,” demiş. Kabullenecek miyiz?

Zeynep’in arkadaşları Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’a gönderilmek üzere hazırlanmış bir imza kampanyası düzenlemişler. Bu kampanyayı arkadaşlarımla paylaştığımda, bana kampanyayı farklı dillere çevirip yaymayı önerdiler. Oturduk, kampanyayı Fransızca, İngilizce ve Almanca’ya çevirdik; uluslararası dayanışma örgütlerine ve basına yaymaya başladık. İstedik ki muhalif kadınları terörist, bebeklerini potansiyel suçlu olarak mimleyen bu sisteme karşı hep birlikte ayakta duralım.

Aynı zamanda sevgi ve takdir ile takip ettiğim CHP Milletvekili Melda Onur 5 Ocak günü Zeyneple görüşmeye gitti ve 8 Ocak’ta TBMM’de bu konuyu gündeme getirdi; Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın aileye vereceğini söylediği randevuyu beklediklerini söyledi.

Sesini çıkaran herkesi katlediyor ve haksız tahrik indirimleri, iyi hal indirimleriyle sokaklarda serbest bırakıyorlar. Katiller serbest, muhalifler ve bebekleri parmaklıklar arasında. Gerçekten de kabullenecek miyiz? Hiç mi çıkmayacak sesimiz? Bunları kendimize anlattık diyelim, gün gelecek çocuklarımıza nasıl anlatacağız? Sordunuz mu hiç kendinize?

Zeynep, hapishane duvar taşlarının üzerinden bir şiir göndermiş bana Vedat Türkali’den:

“Biliyorum bir gün karanlıkta
Kesecekler yolumuzu
Ya siz çocuklar
Nasıl anlatmalı sizlere olup bitecekleri
Çocuklar bizim dediğimiz
Yüzümüze utanç duymadan bakmaktır
Mal değil mülk değil istediğimiz
Size namuslu bir dünya bırakmaktır!”

(Bu yazı aynı zamanda T24 ve Sendika.org‘da yayınlanmıştır.)

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s