Ecelimizle ölmek istiyoruz

22/08/2016

“Trans cinayetlerinin olmadığı, LGBT nefretinin sona erdiği bir ülke olması umuduyla… Günaydın.”

22 yaşındaki trans kadın Hande Kader, 1 yıl önce bu serzeniş ile uyanmış gününe. Yine geçtiğimiz sene, polis saldırısıyla dağıtılan onur yürüyüşüne katılmış Hande. Plastik mermilerin, gazın, TOMA’ların önünde direnmiş. Gözaltına alınmadan önce direnişini kameraya çekenlere “Çekiyorsunuz ama yayınlamıyorsunuz, sesimizi duyurmuyorsunuz” demiş. Hande, Türkiye’deki birçok trans kadın gibi, geçimini seks işçiliği yaparak kazanıyormuş. Bir müşterisinin arabasına bindikten sonra bir daha geri dönmemiş. 1 hafta sonra ise Hande’nin cinsel şiddete uğradığı tahmin edilen, parçalanmış ve yakılmış bedeni Zekeriyaköy’de bulundu. Bedenini erkek arkadaşı ve ev arkadaşı teşhis etmiş. Siyah Pembe Üçgen Derneği’nden Demet Yanardağ, 3 yıl önce 5harfliler’e verdiği röportajda şunu söylemişti: Tanıdığım transseksüellerden biri bile eceliyle ölmedi. Hande de eceliyle ölmedi; heteronormatif düzenin yarattığı faillerden biri tarafından katledildi.

Geçtiğimiz Mayıs ayında İstanbul’a gittiğimde trans kadın, aktivist ve gazeteci olan arkadaşım Michelle Demishevich ile buluşmuştum. Buluşacağımız yere metrobüs ile gelmişti. Geldiğinde morali o kadar bozuktu ki. Metrobüste bir erkek kendisine saldırmış, arkadaşının hediye ettiği güneş gözlüklerini yüzünden çekerek paramparça etmişti. Michelle sadece trans olduğu için gün ortasında toplu taşımada böyle bir saldırıya maruz kalabiliyordu. Trans bir kadın olarak o metrobüse binme “cüretini” gösterdiği için. O gün o alımlı, o dirayetli canım arkadaşımı dinlerken bir kez daha anlamıştım, trans bir kadın olmak, şans eseri yaşıyor olmak demekti.

Çevrenizde kaç tane trans tanıdığınız var? Medyada, basında, siyasette, iş hayatında ne kadar görünürler? Şov dünyasında, kabarelerde “eğlencelik” izlediklerinizden bahsetmiyorum. Günlük yaşamınızda görünür olanlardan bahsediyorum. Neden yoklar acaba, sordunuz mu hiç? Doğdukları bedenin cinsiyetine hapis yaşamayı reddedip de açılmayı başarabilmiş o cesaretli translar neredeler? Aslında var olmadıkları için mi görünür değiller, yoksa varlıkları yok sayıldığı için mi? Bu düzene onları kabul etmediğimiz için onlarla aynı okullarda okumuyor, aynı iş yerlerinde çalışmıyor olabilir miyiz acaba?

Aşkı ve cinselliği sadece iki karşı cinsiyet arasında gördüğümüz, cinsiyet kimliğini ise sadece cinsel organların atadığını düşündüğümüz bu düzende katledilen her LGBTİ+nın cinayetinden, uğradığı her türlü ayrımcılıktan biz de sorumluyuz. Bebeklerinize giydirdiğiniz pembe/mavi tulumlardan başlayan, “kız gibi ağlama”, “erkek adam” ol ile diye dayattıklarımız ile devam eden bir düzen bu. İkili cinsiyet ve cinsel yönelimler arasında olan her şey “normal”. Olmayan ise “ucube”. İki bacağı arasındaki bir et parçasına göre cinsiyetini belirlemeyen bir kadın ise yarım kadın. O kadar yarım bir kadın ki, geçen gün Hande’nin cinayetini yazan bir köşe yazarı, kendisini öldüren kişinin “hastalıklı gizli bir eşcinsel” olabileceğini iddia etmiş. Yarım kadınla seks yapıyor ya, kesin gizli gay olmalı! Katil olabilmesi için de hastalıklı olmalı. Yoksa hetero ve sağlıklı erkekler hiç trans kadınlarla yatıp cinayet işlerler mi? LGBTİ+ cinayetlerinin failleri de yine LGBTİ+larmış, iyi mi? Hande’nin faili tek bir kişi değil oysaki. Onu katleden bu heteronormatif düzeni biz yarattık. Bu düzenin bir parçasıyız. Öyle kınamakla, o “da” bir can demekle yok olmuyor bu nefret. Bu nefretin değişmesi için, normların da değişmesi gerek. Normların değişmesine önayak olmadığımız sürece de Hande gibi daha çok kişiyi kaybedeceğiz.

Hande’nin cansız bedeninin bulunmasından tam bir hafta sonra 21 Ağustos Pazar günü İstanbul Tünel’de farklı LGBTİ+ ve feminist örgütlerin çağrısıyla bir eylem düzenlendi. Yüzlerce trans meydanda toplanıp “ecelimizle ölmek istiyoruz” dediler. Hande’nin cinayeti bir haftadır birçok farklı mecrada ses buldu. Uluslararası basına yansıdı. Ses çıkartıldı. Hande şimdi yaşıyor olsaydı, bir yıl önce “sesimizi duyurmuyorsunuz” isyanının ses bulabilmesi için ölmek gerektiğini görecekti. Bu çıkan ses, bu tepkiler yeterli mi peki? Elbette değil. Ama çok uzun süreden beri ilk defa, bir kadının cinayetine trans ve ses işçisi olmasına “rağmen” sessiz kalınmadı. Düzenlenen eylemde arkadaşım Michelle, Hande’nin erkek arkadaşıyla tanışmış. Onun aracılığıyla kendisiyle konuşabildim. Hande için düzenlenen bu eylemden ötürü şaşkın olduğunu söyledi. Sevdiği birini kaybeden, her yas sürecindeki insan gibi, tek umudunun faillerin yakalanması ve cezalandırılması olduğunu iletti. Sonra da Hande’nin hayat dolu bir kadın olduğunu, trans hakları için verdiği aktivizm mücadelesinden enerji dolduğunu anlattı. En büyük hayali de cinsiyet değiştirme ameliyatını gerçekleştirmekmiş. Hande bu hayaline erişemedi. Onun bu hayaline erişmesine izin vermedik çünkü.

Trans kadın ve feminist olan Esmeray’ın bir mesajı vardı; Kaos GL’de LGBTİ+lara sesleniyordu:

Açılın, yol açılır, çivi çiviyi söker. Ne kadar çok görünür olursak, o kadar çok politika üretmiş oluruz!

Esmeray’ın dediği gibi, açılamayan herkes açılacak cesareti gösterse, görünür olsa, onları şu kocaman dünyamıza sığdırabilir miyiz? Ecelleri ile ölmelerine izin verebilir miyiz?

(Bu yazı 22/08/2016’da T24‘de ve sendika.org‘da yayınlanmıştır.)

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s