Küçüğün rızası olmaz, büyüğün istismarı olur!

19/11/2016

Bir grup erkek düşünün. Cinsel istismar suçuyla cezaevinde bulunan bazı erkeklerin “mağduriyetini” giderebilmek için kafa kafaya vermişler. Bıyıklarını bura bura düşünüyorlar. Zaten hâli hazırda birçok erkek fail işlediği cinsel istismar suçundan dolayı ya ceza almamış, ya indirim almış ya da hiç yargılanmamış. İçerideki faillerin dışarıdakilerden eksiği ne? Yasada nasıl bir açık sağlayabiliriz de, onları da salabiliriz diye oturup düşünmüşler ve inanmazsınız, bulmuşlar da!

“Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın işlenen cinsel istismar suçunda mağdur ile failin evlenmesi durumunda fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın infazının ertelenmesine imkan veren düzenleme.” Yani diyorlar ki cinsel istismara uğrayan birinin rızası vardıysa, faili ile evleniversin ve olay kapansın! Bunu bir kağıda yazmışlar, üstüne de imzalarını atmışlar ve muhtemelen büyük bir gururla Meclis’e sunuyorlar.

Bu erkekler AKP’li milletvekilleri. Bu erkekler ülkede yaşayan herkesin cinsiyeti, dili, dini, ırkı ve cinsel yönelimi fark etmeksizin yaşam hakkı konusunda çözüm üretmek için halkın vergileriyle maaş alan vekiller.

Bu üretilen şahane çözüm aslında 2005’e kadar Türk Ceza Kanunu’nda mevcuttu fakat “biraz” farklı bir sebeple. Bir kız çocuğuna evleneceği vaadiyle cinsel istismarda bulunan ve sonra evlenmeyen fail, kız çocuğuyla evlenirse cezadan kurtuluyordu. Neyse ki kadın örgütlerinin istikrarlı mücadelesi ile bu madde kanundan çıkartılmıştı. Sonra ne oldu? İşte 11 yıl önce elde edilen kazanım tekrar kaybedilme riskiyle karşımıza çıktı.

Malumun ilanı olacak ama AKP’nin kadın konusunda izlediği politikalar pek de kadını eşit insan olarak konumlandıran politikalar değil. Kadın bir anne, evi kuran dişi kuş; baş kaldırmayanı, mümkünse çalışmayanı, uğradığı her türlü şiddeti sindirerek evini, şiddet uygulayan eşini terk etmeyeni makbul. Tüm bu kalıplara bir yenisi daha eklendi: kadın artık damızlık. Kadının regl olmasından bahsetmeye utanan, vajina bile diyemeyenler bugün kalkmış “regl olduktan sonra yetişkindir” diyebiliyorlar. Neden? Çünkü regl olan her kız çocuğu damızlık üretime uygun!

Bu önerge bir günde doğmadı elbette. Adım adım yapıyorlar.

29 Mayıs 2015. İmam nikâhında eğer ki resmi evlilik belgesi yok ise nikâhı kıyan imam ceza alıyordu. Anayasa Mahkemesi bu cezayı kaldırdı. Neden? 16 yaşın altında kız çocukları resmi nikâhla evlenemiyorlar çünkü. İmamlar sistematik olarak cinsel istismara maruz kalacak bu kız çocuklarını evlendirerek ceza alma riskinden kurtuldular!

15 Ağustos 2016. Anayasa Mahkemesi Türk Ceza Kanunu 103/1 maddesine orantılılık getirdi. Bu neye tekabül ediyor şöyle açıklayayım. Eskiden 15 yaşın altındaki tüm çocuklara cinsel istismarda koşulsuz aynı ceza vardı. Artık yok.  Örneğin 2 yaşında bir çocuğa cinsel istismar ile 14 yaşında bir çocuğa cinsel istismar aynı suç olarak görülmeyecek çünkü 14 yaşındaki çocuğun “rızası vardı” ya da psikolojisi/bekareti bozulmadı denilebilecek ve ceza düşebilecek. Çocuk evliliklerinde cinsel istismar, işin içinde evlilik olduğu için verilen cezanın düşmesine sebep olabilecek. Töre, gelenek, âdetler cezada indirime yol açabilecek. Sessiz sedasız geçti bu düzenleme.

11 Kasım 2016. OHAL bahanesiyle çocukların ve kadınların haklarını savunan, davalarını takip eden dernekler geçici süreyle kapatıldı. Bu dernekler arasında Gündem Çocuk vardı mesela, AYM’ye çocuk evliliklerinde devlet izninin tamamen kaldırılması için başvuruda bulunmuşlardı.

17 Kasım 2016. Geldik bugüne. Çocuğun “rızası” aslında çoktan onaylanmıştı; şimdi de güç bela bu rızanın olmadığını kanıtlayabilmiş, kendisine cinsel istismarda bulunmuş bir erkekten şikayetçi olabilmiş kız çocuklarını cezalandırmak, işkence etmek, fail ile evlendirmek istiyorlar!

Birileri de kalkıp diyor ki, ekonomi kötüye gidiyor diye gündemi dağıtmaya çalışıyorlarmış. Hayır efendim, gündemi dağıtmaya çalışmıyorlar! Gündemleri bu: Kadınlara ve çocuklara cinsel istismarı adım adım meşru kılmak!

Her gün “daha kötüsü olamaz herhalde” diyerek bir günü kapatıyor, ertesi gün daha kötüsüne uyanıyoruz. Tırnaklarımızla kazıya kazıya elde ettiğimiz haklarımızı teker teker elimizden almaya teşebbüs etmelerine karşı mücadeleye devam ediyoruz. Hayatları ellerinden çalınan milyonlarca kız çocuğunun yok oluşunu izledik, bunu değiştirmek için çaba sarf ettikçe önümüze konan yeni engellerle mücadele ediyoruz. Yorgunuz. Ama buradayız.

Perşembe gecesi düzenleme konuşulduğundan bu yana kadınlar il il sokaklara çıktılar. Eskişehir, Samsun, Ankara, İstanbul, Kocaeli, Muğla, Adana, İzmir, Çanakkale… Bunlar benim şu ana kadar gördüklerim. Bazı illerde kadın eylemlerine polis saldırısı oldu, kadınlar gözaltına alındı. Bunu yazmaya ben utanıyorum. “Çocuklar onlara cinsel istismarda bulunan faillerle evlendirilmesin” diyen kadınlar gözaltına alındı!

Bu önergeye tepki sadece muhalif kadınlardan da gelmedi. Sümeyye Erdoğan’ın yönetim kurulunda olduğu, AKP ile ortak birçok etkinlik düzenleyen KADEM de bu önergeye karşı çıktı. Normalde AKP önergelerinde destek sunan MHP, bu sefer bu önergenin karşısında olduğuna dair açıklamada bulundu. 22 Kasım salı günü önerge tekrardan oylanacak ve normalde hükümetle ortak ilerleyen kadınların tepkileri, bu önergenin onaylanmaması konusunda beni umutlandırmadı değil.

Kadınlar olarak bu örgütlü erkekliğe karşı bugün birlik olamayacaksak hangi gün olacağız? Çocukların cinsel istismarını “küçüğün rızası ile yapılan işler” olarak adlandıran bir adalet bakanının olduğu ülkede, adalete güvenmeye devam mı edeceğiz? Bugün birleşemezsek ileride kız çocuklarının yüzüne ne hakla bakacağız? Nasıl savunacağız kendimizi? Çocuklar biz siyasi görüşlerimiz yüzünden birbirimizi yemekten, sizin için birlik olamadık mı diyeceğiz?

ABD’de Trump seçildikten sonra artan nefret söylemleri ve saldırılarına karşı vatandaşlar yakalarına çengelli iğne takmaya başladılar. İngilizcesi aslında “safety pin” yani “güvenlik iğnesi”. O iğneyi yakaya takmak, bana güvenebilirsin demek. Bugün Twitter’da benzer bir öneri gelmiş. Bir kadın da yakasına yara bandı yapıştırmış iki tane üst üste çarpı yaparak. Yarın ben de yapacağım. Zira kalbimiz ağrıyor. Cinsel istismara uğramış ve uğrayacak herkes adına bir borcumuz var. Ses çıkarmak zorundayız. Ya sokaklarda, ya internette, ya yazarak, ya da başka yollarla. Küçüğün rızası olmaz, büyüğün istismarı olur!

(Bu yazı 19/11/2016’da T24‘de yayınlanmıştır.)

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s