Are the abortion rights in France at risk due to the upcoming presidential elections?

17/01/2017

This January 17th was the forty-first anniversary of the “veil law”, which gave cisgender women of France the right to get an abortion. This right was won by the hard work of determined feminists in France. It was a long battle, spanning many centuries. Back in the forties, having an abortion in France was penalized by capital punishment and even though that the last execution took place in 1942, having an abortion was still a crime until the seventies. In 1944 women were allowed to vote in elections in France, at the time the feminist movement was spreading around Europe and in France, the main focus was on reproductive rights. After family planning was established, several clinics opened up and contraception was legalized in 1967 – yes folks, it was illegal!

In 1971, 343 female public figures signed a manifesto declaring that they’d had an abortion and asked to stand trial. The text of the manifesto was written by Simone de Beauvoir and began as follows:

One million women in France have abortions every year. Condemned to secrecy, they do so in dangerous conditions, while under medical supervision this is one of the simplest procedures. We are silencing these millions of women. I declare that I am one of them. I declare that I have had an abortion. Just as we demand free access to contraception, we demand the freedom to have an abortion.” (via revolvy)

ivg2
Cover of Le Nouvel Observatoire

The manifesto was published on Le Nouvel Observatoire is often referred as the “Manifesto of 343 sluts” due to the fact that after the release of the manifesto, cartoonist Cabu (who was murdered during the Charlie Hebdo shooting) drew a cover for Charlie Hebdo stating: “Who got the 343 sluts from the abortion manifesto pregnant?”

Two years later, in 1973, over three hundred doctors in France signed a declaration stating that they support abortion rights and a woman’s right to make decisions about their reproductive health. Finally the public began to support the campaign and abortion was legalised in 1974 for up to 10 weeks of pregnancy, this was later extended to 12 weeks. Additionally, since 1982, abortion fees have been paid through social security as a fundamental right.

With this brief history of the battle driven by feminists in France over half a century, to improve the access to a safe and legal abortion, France may now be seen to be taking a step backwards regarding this issue in the upcoming presidential elections. There has been a huge increase in anti-abortion campaigns run by conservatives. The current parliament even voted to ban anti-abortion websites, however, it backfired with huge criticism from conservatives stating that banning these websites is against their freedom of speech. Presidential candidates for the upcoming election are taking their stand on the issue as well. François Fillon, the official candidate from the Republican Party, Les Républicains, has stated that because of his religious beliefs he is against abortion, but that he would not change the law itself. Yet far right candidate from the Front National, Marine Le Pen, said that she does not agree that abortion should be paid for with social security and that she would like to alter this decision.

As the campaigns against abortion increase and as the political candidates start taking their stands on the issue, the current access abortion rights appear to be at risk. As a result of this, on the anniversary of the day when the legalisation of abortion passed in France, INSOMNIA, a feminist squad based in Paris, known for their night actions, walked the streets of Paris and hung a thousand posters using coat-hangers with the following statements:

  •         IVG: non au retour du cintre en mai 2017  (Abortion: we say no to the return of the hanger in May 2017)*
  •         Avortement  sans médecin: plus jamais (Abortions without a doctor: never again)*
  •         IVG  remboursé en 2017 : un droit non négociable (Socially secured abortion in 2017 : a non-negotiable right)*
ivg3
Photography by Pauline Makoveitchoux

These posters and the use of coat-hangers were designed to attract the attention of passers-by, as they are tragic reminders of the lengths that women were forced to go to when abortions were illegal. INSOMNIA intentionally left coat-hangers and posters in front of the building of Le Figaro, which is a newspaper known for supporting the central-right and which has recently published an advertisement using anti-abortion propaganda.

INSOMNIA, in their press release, stated that abortion rights which have been won in France are non-negotiable and that politicians do not have the right to make decisions on women’s bodies. They demand that the compensation of abortions should remain a constitutional right in the French legislation. They also demand that the right to abortion be inscribed in the Charter of fundamental rights of the European Union.*

ivg4
Photography by Pauline Makoveitchoux

Never forget that a political, economical or religious crisis is enough to cast doubt on women’s rights. These rights will never be vested. You have to stay vigilant your whole life.” – Simone de Beauvoir.*

*Localisations of the slogans, the press release and the quote of Simone de Beauvoir were done by INSOMNIA

(This article was published on European Young Feminist Blog on 26/01/2017)

Fransa’da kürtaj hakkı tehlikeye mi giriyor?

17/01/2017

17 Ocak günü Fransa’da kadınlara kürtaj hakkını yasallaştıran Veil yasasının 41. yıldönümüydü. Bu hak Fransa’daki feministlerin verdikleri emekler sayesinde kazanılmıştı. Özellikle 1940’larda kürtaj olan kadınların idam cezası aldıklarını göz önünde bulunduracak olursak, gerçekten uzun ve zorlu bir direnişten bahsediyoruz. Son idam cezası 1942’de gerçekleşmiş olsa da kürtaj 1970’lere kadar yasal değildi. Avrupa’da ilerlemekte olan feminist akım öncelikle oy verme hakkına odaklandı ve sonrasında kadınların üreme haklarıyla ilgilenmeye başladı. Önce aile planlaması yasalarla koruma altına alındı, Fransa’da doğum kontrol klinikleri açıldı ve 1967’de doğum kontrol yöntemleri yasallaştı. Evet, o yıla kadar doğum kontrol yöntemleri yasal değildi!

İlerleyen akımla birlikte 1971 yılında Fransa’da tanınan 343 kadın kürtaj olduklarını itiraf eden ve yargılanmayı talep eden bir manifestoyu imzaladılar. Manifestonun metni Simone de Beauvoir tarafından yazılmıştı ve şu paragrafla başlıyordu:

“Fransa’da her sene bir milyon kadın kürtaj oluyor. Bunu gizli ve tehlikeli koşullar altında olmak zorunda kalıyorlar ve oysaki tıbbi müdahale ile yapıldığı zaman bu operasyon gerçekten basit bir operasyon. Milyonlarca kadını sessizleştiriyoruz. Ben de onlardan bir tanesi olduğunu açıklıyorum. Ben de kürtaj oldum. Ücretsiz doğum kontrol yöntemlerine erişim istediğimiz gibi, özgürce kürtaj olma hakkını da istiyoruz.”

Bu manifesto Le Nouvel Observatoire gazetesinde yayınlandı ve sonrasında “343 sürtüğün manifestosu” olarak anıldı. Bunun sebebiyse Charlie Hebdo katliamında öldürülen karikatürist Cabu’nun bu manifestodan sonra çizdiği ve Charlie Hebdo’nun kapağında yayınlanan karikatürüydü. Bu karikatürde şu soruyu sormuştu: “Kürtaj manifestosunu imzalayan 343 sürtüğü kim hamile bıraktı?”

2 yıl sonra, 1973’de Fransa’da 331 doktor kürtaj hakkını ve kadınların kendi üreme hakları konusunda kendilerinin karar vermesi gerektiğini savunduklarını belirten bir bildiri imzaladılar. Kamuoyu desteğinin de artmasıyla birlikte 1974 yılında kürtaj 10 haftaya kadar yasallaştı. Bu daha sonrasında 12 haftaya çıkarıldı ve 1982’den beri de kürtaj operasyonu sosyal sigorta tarafından ödeniyor.

Fransa’da feministlerin kürtaj hakkı için verdikleri bu mücadelenin neredeyse yarım yüzyıl sonrasında, kürtaj hakkı Mayıs ayında gerçekleşecek Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle tehlikeye girebilir. Muhafazakâr kesim kürtaj karşıtı kampanyaları arttırmış durumda. Her ne kadar şu anki parlamento kürtaj karşıtı internet sitelerine erişimi yasaklamış olsa da, bu yasak  muhafazakârlar tarafından ifade özgürlüğüne aykırı bulunduğu için oldukça eleştiri aldı. Cumhurbaşkanı adayları ise konu hakkında duruşlarını konumlandırıyorlar. Cumhuriyetçilerin resmi adayı François Fillon, kürtajın dini görüşlerine aykırı olduğunu, bu nedenle de kürtaja karşı olduğunu; ancak artık yasallaştığı için bu hakkın yasallığını koruyacağını açıkladı. Aşırı sağ parti Ulusal Cephe’nin resmi adayı Marine le Pen ise kürtajın sosyal sigorta tarafından ödenmesine karşı olduğunu ve bunu değiştirmek istediğini dile getirdi.

Kürtaj karşıtı kampanyalar arttıkça ve Cumhurbaşkanı adayları konu hakkında kendilerini konumlandırmaya başladıkça, Fransa’da kazanılmış olan kürtaj hakları kaybedilecek mi kaygısı başladı. Bu nedenle kürtajı yasallaştıran Veil yasasının yıldönümünde, Paris’te geceleri korsan eylemler düzenleyen INSOMNIA bir eylem gerçekleştirdi. Paris sokaklarında gezerek trafik lambalarının altlarına astıkları elbise askılarına afişler yerleştirdiler. Bu afişlerden bazılarında şunlar yazıyordu:

  • IVG: non au retour du cintre en mai 2017 ! (Kürtaj: Mayıs 2017’de elbise askılarının geri dönmesini istemiyoruz!)
  • Avortement sans médecin: plus jamais ! (Doktorsuz kürtaj: bir daha asla!)
  • IVG remboursé en 2017 : un droit non négociable ! (2017’de sosyal güvence olan kürtaj pazarlık yapılabilecek bir hak değildir!)

Elbise askılarını kullanma sebepleri, güvenli kürtaja erişimi olmayan kadınların kullandıkları yöntemleri hatırlatmaktı. INSOMNIA aynı zamanda bilinçli olarak Le Figaro gazetesinin önüne de afişlerini bıraktı. Bunun sebebiyse sağ politikaları savunan Le Figaro’nun yakın zamanda kürtaj karşıtı propagandaları içeren reklamlara gazetede yer vermesiydi.

INSOMNIA basın bülteninde Fransa’da kazanılmış olan kürtaj hakları üzerinde pazarlık edilemeyeceğini ve politikacıların kadınların bedenleri üzerinde karar alma hakkı olmadığını açıkladı. Kürtajın sosyal sigorta tarafından karşılanması gerektiğini belirten INSOMNIA aynı zamanda da Avrupa Birliği’nde de kürtaj hakkının genel geçer yasal bir hak olarak tanımlanmasını talep etti.

“Politik, ekonomik veya dini bir krizin, kadın haklarına şüphe düşürebileceğini asla unutmayın. Bu haklar asla yerleşikleşmeyecek. Bu nedenle tüm hayatınız boyunca tetikte olmalısınız.” Simone de Beauvoir.


Eylem fotoğrafları Pauline Makoveitchoux tarafından çekilmiştir.

(Bu yazı 05/02/2017 tarihinde T24‘de yayınlanmıştır.)

Feminists in Paris gave a name to invisible murders: Femicide!

25/11/2016

In France a woman is murdered by a man they know every 2.5 days. Lea G. aged 18, Fabienne S. aged 56 and Maryvonne G. aged 73 were all murdered in France this year at the hands of men. This year alone 100 women have been murdered in France.

Parisians woke up on the 25th of November to witness a feminist intervention on 100 billboards scattered around Paris. INSOMNIA, a feminist squad based in Paris, took over the streets during the night of 24th November for a subversive collective action. They replaced 100 billboards on the major boulevards of Paris, with posters of the 100 women who were victims of femicide. Each poster detailed the name of one of the women, their age, and who killed them. They were murdered by their husbands, partners, ex-partners, fathers or brothers, men who were close to them. INSOMNIA declared that their motivation is to give a name and an identity to these women whilst emphasising their cause of death: femicide!

insomnia1        insomnia2

INSOMNIA declared that their aim was to influence the French Government to recognize femicide as a crime, like it is recognized by Italy, Spain and seven countries in South America. Currently, the French Government is discussing a new law proposal called: “Equality and Citizenship” where the sex of the victim would be considered as an aggravating factor. INSOMNIA are demanding that this new law is passed and once it’s in place, it should be applied by jurisdiction.

Femicide is not a common crime, it is not a private family matter, and it is definitley not a passion crime. The media, by not naming the victims and perpetrators, demonstrates their ignorance towards male dominance in society and contributes to the normalization of these crimes. INSOMNIA calls for the media to portray femicide with the proper and correct acknowledgments when publishing news stories on femicide.

INSOMNIA is a new feminist squad formed in Paris who combat sexism with subversive street action at night. Their first action took place this summer, they covered the windows of a bagel shop, Bagelstein, in Paris due to a sexist advertisement they displayed. This summer, Denis Baupin, the former deputy speaker of the French Parliament was accused of sexual assault by his colleagues. Bagelstein used this sexual assault story as “humour” to adversite their bagels. The advertisment posters were pulled down quickly after the action and changed by “le jury de la déontologie publicitaire” the French governing body who make judgements on advertisment ethics.

bagelstein

Today, on the International Day for the Elimination of Violence against Women INSOMNIA took the streets once again to revolt for the all the women who are victims of femicide and victims of male violence! They call for proper action to take place in order to end femicide!

 (This article was published on European Young Feminists Blog on 25/11/16)

Paris’te feministler kadın cinayetlerine karşı reklam panolarını işgal ettiler!

26/11/2016

Fransa’da her 2,5 günde bir kadın katlediliyor. Lea G (18), Fabienne S. (56) ve Maryvonne G. (73) bu yıl Fransa’da erkekler tarafından öldürülen 100 kadından sadece birkaçı.

25 Kasım sabahı Parisliler sokaklarındaki reklam panolarında feministlerin işgaliyle karşılaştı. Gece korsan eylemleriyle bilinen INSOMNIA timi, 24 Kasım gecesi Paris’in farklı bölgelerine yayılarak, bulvarların üzerinde yer alan reklam panolarından reklam afişlerini indirdi ve bu yıl erkekler tarafından öldürülen kadınlar için afişler astı. Her posterde kadın cinayetiyle öldürülen kadınların ismi, yaşı ve onları kimin öldürdüğü yazıyordu. Eşleri, eski partnerleri, babaları, ağabeyleri tarafından öldürülen kadınlar Paris’in reklam panolarında yer aldı. INSOMNIA bu eylemi yapma gerekçesini, görünmez olan kadın cinayetlerine dikkat çekmek ve bu cinayetlerin artık adının konmasını talep etmek olduğunu açıkladı.

Kadın cinayetleri İtalya’da, İspanya’da ve Güney Amerika’da farklı 7 ülkede ayrı bir suç olarak tanımlanıyor. An itibariyle Fransa’da mevcut hükümet ve parlamento arasında tartışılmakta olan “eşitlik ve vatandaşlık” kanun projesi kabul edilirse, bir kişinin sadece cinsiyetinden dolayı öldürülmesi ağırlaştırıcı etken sayılacak. INSOMNIA bu kanunun geçmesini, Fransa hükümetinin kadın cinayetlerini ayrı bir suç olarak tanımasını ve yargının bu kanunu uygulamasını talep ediyor.

INSOMNIA üyeleri yaptıkları basın açıklamasında, kadın cinayetlerinin sıradan bir suç olmadığının, aile meselesi olmadığının ve aşk cinayeti olmadığının altını çiziyor. Medyanın, kadınların kadın oldukları için öldürüldüklerini ve faillerin bu sebeple cinayet işlediklerini yazmayarak erkek egemen sisteme uyduklarını ve bu suçun olağanlaştırılmasını sağladıklarını söyleyen INSOMNIA kadın cinayetlerini doğru haber etiğiyle yayımlamasını talep ediyor.

INSOMNIA geçtiğimiz Temmuz ayında yine benzer bir gece eylemi düzenlemiş ve cinsel tacizi olağanlaştıran bir reklam yayınlayan Bagelstein adlı simit lokantasının dışını afişlerle kaplamışlardı. Bagelstein’in bahsi geçen reklam afişinde, hakkında yapılan cinsel taciz iddialarından sonra istifa eden Fransa Meclis Başkanvekili Denis Baupin ile farazi bir diyalog gerçekleşmekteydi. INSOMNIA eyleminden sonra büyük tepki çeken afiş “Le Jury de la Déontologie Publicitaire” (Fransa’da RTÜK olarak işleyen devlet kurumu) tarafından yeniden düzenlenme talebiyle kaldırılmıştı.

Bugün, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde INSOMNIA tekrar sokaklara çıkarak, kadın cinayetine kurban giden ve erkek şiddetine uğrayan tüm kadınlar için ayaklandı. Kadın cinayetlerinin sonlandırılması için harekete geçti!

(Bu haber 26/11/2016’da T24‘de yayınlanmıştır.)