Özgecan’ın ardından gelecek feminist direniş

15/02/2015

Öfkeden midem bulanıyor. Sinirlendiğimde eklemlerimi kütürdetmek gibi yeni bir tik edindim. Parmaklarım yazmakta zorlanıyor. 29 yıllık feminist, 1 yıllık feminist aktivistim. Ben feministim deyince yüzüme gülenler bugün Özgecan Aslan’ın yasını tutuyor. Hepsinin suratına tükürmek istiyorum.

2015 yılından 46 günü geride bıraktık. Bu 46 günde Türkiye’de Özgecan da dâhil olmak üzere 37 kadın, erkek şiddetiyle katledildi. Hiçbirinin isimlerini bilmiyorsunuz. Hiçbirinin cinayeti için eylem yapmadınız. Hiçbiri için sosyal medyayı “sallamadınız.” Kadın katliamı var diye çığlık atmaktan sesim çıkmaz oldu, attığım çığlıklara “katliam kelimesi sence de biraz ağır değil mi?” diye soranlar bugün Özgecan için timsah gözyaşları döküyorlar.

Kendini feminist olarak tanımlamaktan utanan erkekler ve kadınlar, bu sistemin değişmesi için kılını kıpırdatmadan toplumsal cinsiyet rolleri içerisinde evcilik oynayan riyakârlar, bugün Özgecan diyor. Kusmak istiyorum. Bugüne kadar katledilen hangi kadın için harekete geçtiler de bugün hassasiyet şovlarını suratımıza sokuyorlar? 13 yaşında başlık parasına satılıp, 50 yaşındaki erkek sahibi tarafından her gün tecavüze uğradığı için canına kıyan bir kız çocuğundan ne farkı var Özgecan’ın? O kız çocuğunun ismini kim biliyor şu an? Kim bahsediyor ondan? Kimse. Çünkü o kız çocuğu eğitim gören bir orta sınıf mensubu değil. Kendilerini o kız çocuğunun yerine koymaktan gocunanların hepsi bugün Özgecan ile bağdaşabiliyorlar. Cesetlerin bile sınıfı var bu düzende. Cinayetin de çekeceği ilgiye göre kategorisi var ayrıca. Vahşet seviyesi arttıkça ilgi de artıyor. Tecavüze uğrayıp, öldürülen bir kadın olarak ayrıca yakılmanız ve parçalara ayrılmanız gerekiyor ki birileri sizden bahsetsin.

Özgecan’ın cinayeti ilk ortaya çıktığında, haberi üçüncü sütundan veren yayın kuruluşları, bu cinayet sosyal medyada gündem olunca haberi manşete taşıdılar. Özgecan’ı umursadıkları için değil, sitelerine “tık” getiren güncel konu olduğu için yapıyorlar bunu. 2011’de Fatih Altaylı’nın eşi tarafından bıçaklanarak öldürülen Şefika Etik’in cesedinin fotoğrafını, Habertürk gazetesinde sürmanşetten cinayet pornosu olarak vermesinden beri ne zaman bir gazetenin ilk sayfasında gördünüz kadın cinayetini? Hadi ama biraz gerekçi olalım, kadın cinayetlerini herkes sözde kınıyor; ama kimsenin umurunda değil. Gündem neyse, hassasiyetimiz de o akıntıda ilerliyor sadece.

Özgecan’ın kayıp olduğu tweetini görmüştüm üç gün önce Twitter’da. Bir pislik o tweete “yahu daha bir gün olmuş, kaybolmamıştır, daha uyanmamıştır, neden ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz” yorumunu yazmıştı. Yani diyordu ki “bir adamın koynunda uyuyordur, rahat olun.” Dün, eşi tarafından defalarca tecavüze uğrayan kadın hakkında “ama eşiyse tecavüz değildir ki” diyen adam, bugün Özgecan için direnişte. Dün, “sokak tacizinden usandım” dediğimde bana “ama bu konudan ilgi çekmek için bahsediyorsun” diyen adam, bugün Özgecan için ağlıyor. Dün, “cinsel şiddet içeren küfürlerin kullanılmasından rahatsız oluyorum” dediğim için “yeni bir dil mi üreteceksin” diyen adam, bugün “kadın cinayetlerini durduralım” yazıyor. Pardon da, nasıl durduracağız kadın cinayetlerini? Toplumsal algıyı, normları, genel geçer kabullenmeleri yıkmadan, hadi durduruyoruz cinayetleri deyince, pof diye yok mu olacak kadın cinayetleri? “Senin ananı s.kerim” diyen adamla, seni gerçekten ve senin isteğin dışında s.ken adam arasındaki ilişkiyi anlamadan, nasıl çözeceğiz ki bu sorunu?

3 hafta kadar önce büyük bir çöküş yaşadım. Türkiye’nin farklı yerlerindeki kadınlardan gelen yardım isteği e-mailleri ve onlarca taciz, tecavüz, şiddet, cinayet hikâyeleri arasında “ben tek başıma ne yapabilirim ki” sorusu beynimde yankılanırken, hıçkırıklarımı yutamadım. Başlayıp yazamadığım yazılar, yardım etmek isteyip edemediğim kadınlar üzerime çöktü. Bir tüfek edinmek istedim; silahlı bir örgüt kurmak. Sokak tacizcilerini avlayan sokak timi, kadınları döven erkekleri takip eden ayrı bir tim, tecavüzcüleri avlayan ayrı bir tim ve kadınları katleden adamları katledecek bir tim daha. Delirdiğimi düşünüyorsunuz muhtemelen; ama ben deliliği bile ataerkinin icat ettiğini düşünecek kıvama geldim.

Tamam, madem akıllı olan sizlersiniz, o halde soruyorum, başlı başına erkek olan devletin elinden çözüm beklemek mi özgürleştirecek kadınları? Hele ki Türkiye’de… Kadın erkek eşitliğini yaradılış (o F harfi ile başlayan İslami terimi kullanmayı reddediyorum) üzerinden tanımlayan ve var olmadığını iddia eden bir Cumhurbaşkanı mı engelleyecek kadın katliamını? Belki bilmiyorsunuz ama Türkiye’de bir kadın bakanlığı dahi yok. “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” kapsamında değerlendiriliyor kadınlar. Kadının varlığını sadece aile içinde tanımlayan bu bakanlığın başındaki Ayşenur İslam “Türkiye’deki kadın cinayetlerini sağır sultana duyurmanın anlamı yok” diyebiliyor. Kadın örgütleriyle görüşmeyi dahi reddeden bu “kadın” bakan mı çözecek bu sorunu? Doğan her çocuk için ödeme yapan devlet mi çözecek bu sorunu? Kutsal anneleri ev işçisi haline getiren devlet? Cidden mi? Tecavüzleri engellemek için erkeklere seks işçileri ile sevişebilsin diye ödenek çıkarmayı öneren avukatlar mı çözecek? İdam cezası gelsin diyen kendini bilmezler, hangi ülkede yaşadıklarının bilincindeler mi acaba? İran, Afganistan gibi İslami rejimle yönetilen ülkelerde tecavüze uğrayan kadınların bu suça müdahil olduğu düşünüldüğü için idam edildiğini bilmiyorlar mı? Hadi gelsin idam cezası, padişahımız nasıl uygular onu görürüz hep beraber.

İçim acıyor düşününce, Özgecan ona tecavüz etmeye çalışan minibüs şoförü Suphi Altındöken’e karşı direnmiş. Yüzüne biber gazı sıkmış, yanaklarını tırnaklamış. Suphi Altındöken tırnaklarındaki DNA bulunmasın diye ellerini kesip yakacak bilgiye sahip; fakat bir kadına isteği dışında dokunmaması gerektiği bilgisine sahip değil. Caydırıcı cezalar olsun, olsun tabi de, caydıracak bilinci kim verecek bu adamlara? Devlet baba mı? Okul mu? Yoksa kolektif toplum algısı mı?

Sen vereceksin bu bilinci. Biz vereceğiz. Feminizm ideolojisini benimsemiş toplum verecek. Kadın hakları için mücadele veren halk verecek. Geçen gün bacak bacak üzerine atarak otobüste oturduğu için tekme yiyen bir kadın direndiğinde “yahu bir tekme altı üstü, neden abartıyorsun” diyen insanlara karşı sesini çıkaranlar verecek. Sokak verecek cevabı. Düzenli eylemler verecek. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verecek. Bu platforma verilen destek ve yapılan bağışlar verecek. Sokakta bir kadına laf atan adama tepki verme cesaretini gösterenler verecek. Bir vajina ya da penisin insanların kim olduğunu belirlemesine izin vermeyenler verecek. “Kız gibi” davranabilen erkekler, “erkek gibi” olabilen kadınlar, asıl olayın “insan gibi” olmak olduğunu anlatarak verecekler bu bilinci.

Özgecan’ın katledilmesi, diğer tüm kadınların katledilmesinden farklı değil. Katledilen, tecavüze uğrayan, tacize uğrayan, aşağılanan, sırf kadın olduğu için geride bırakılan tüm kadınlara eşit desteğimizi göstermeden bu savaşı tamamlayamayız. Bu sadece kadınların mücadelesi değil, bu tüm toplumun mücadelesi. Dün, bugün ve yarın sokaklarda olan, olacak olan herkese selam olsun. Bu bizim direnişimizin yeni miladı olsun. Tüm kadınları, utanmadan yaşadıkları tacizleri, mücadele etmek zorunda kaldıkları cinsiyetçi anları anlatmaya davet ediyorum. Tüm erkekleri, utanmadan “ben feministim” demeye davet ediyorum. Madem bu kadar yanındasınız Özgecan’ın, bu konuda samimi olarak harekete geçtiğinizi göstermenin zamanı geldi artık.

(Bu yazı aynı zamanda T24 ve Sendika.org‘da yayınlanmıştır.)

Advertisements